yarın sabah istanbula gitmek üzere yola çıkıyorum. çocukluğumun masaldan şehrine ayak basacağım yıllar sonra. çocukken her gidip gelişimizden sonra istanbula taşınalım diye tuttururdum. sonrasında unuttum o şehri.
izmirle aşk yaşamaya başladım. izmirle yektim artık. smyrna kadınımdı. günün birinde kadınım dediğim insan da izmir kokmalıydı. izmir çocukluğumdu, gençliğimdi.
17 yaşımda 3 günlüğüne gittiğim bozkırda gri bir şehirle tanıştım. son 2 yılda 4 kez gittim o şehre. ankara benim kayıplarımın şehridir. nefretle bahsederm o pis kentten. karaktersizliktir.
peki ya istanbul? çocukluğumun masallarının mekanı, somut yaratıcılığın sürecinden geçmiş, olgunlaşmış fikrimi nasıl etkilemeyi düşünüyor?
yarın çok kalamayacağım istanbulda. galatasarayın önünden tünel tarafına mı taksim tarafına mı yürüsem diye düşünmeyeceğim. piyer lotiden suların başkentini izlemeyeceğim. ama yakın zamanda gezme amaçlı tekrar gitmeyi düşünüyorum istanbula. eski bir dostla buluşucak olmanın getirdiği bir heyecan var içimde.
neden gittiğimiyse dönünce yazacağım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder