yurtsuz.net'ten...
Smyrnalı Tantalos, eski çağların ve mitolojinin, tanrılar tanrısı ZEUS’un en güçlü ve en ünlü oğlu olmasa da, (çünkü bu şöhreti, kendinden önce Yunan ve Roma mitolojisinin çaplı kahramanı, üvey kardeşi Herakles’e kaptırmıştı; Herakles ile ilgili verilebilecek basit örnekler dahi, dönüp dolaşıp ağır emeğin değersiz yüceliği içinde kaybolup gitmeye mahkumdur. Yine de Herakles “insanının doğaya karşı yenilmez saldırma ve dayanma gücünü simgeler.” Lunaçarski / Erhat) Tantalos, Herakles’in kudurmuş bencilliğinden çok daha tutarlı, kolektif bir gücü ve Zeus düzenine başkaldırıyı temsil ederek kardeşi Herakles’den kalın çizgilerle ayrılır. Zaman zaman kendisine, çocuklarına ve çevresine de ölümcül zararlar verebilen Herakles ya da nam-ı diğer Herkül’deki bu inanılmaz gücün zayıf tarafı, mit olmuş görüşler aksini ileri sürse de Herakles’in çocukluk dönemine aittir. Smyrna ile Spiylos dağı ya da ölüler ülkesinin eteklerine sıkı sıkıya bağlı öyküde geçen Herakles’in çocukluk dönemi, Anadolu şamanizminin bir sentezi gibidir. Ona Kraliçe Ompehale tarafından kız elbisesi giydirilip yün eğirmesi öğretilir. Tanrılar tanrısı Zeus’un oğlunun düştüğü yürek paralayıcı duruma bakın! Sanki, ne nemeia aslanı ne lerna ejderi veya augias ahırları ne de Hades’in üç başlı köpeği Kerberos, bu betimlemelerin yada imgelemin yanında hepsi sanki bu alelade çocukluk döneminin düşüdür ve buhar olup uçmak için mitolojik kapının açılmasını beklemektedir.
Ama Smyrna’lı Tantalos, üstün bir mitoloji kahramanından çok daha fazla özel bir yetinin sahibi olarak zekasını, başta babası Zeus olmak üzere Tanrılar düzeninin kötülüğü ve bu düzenin yıkılması ve aşılması üzerine odaklamıştır.
Tanrıların yalnızca kendi çıkar, zevk ve kaprisleri için yarattıkları bu ceberut düzeni alaşağı etmek için yola çıkan Tantalos’ta yaratıcılık, ilkel ve ağır emeğin bileşeni olmuş et ve tırnaktan bir erdeme dönüşmüştür. Bu erdem, Tantalos’un öncülüğünde Tanrılar ve Olimpos’a karşı, adı Smyrna olan bir kent ve yepyeni bir ülkenin kurulması ile taçlanmıştır.
Tanrılar düzenine karşı “insani değerlerin” temel alındığı yeni bir düzen fikri, mitologyanın baş çelişkisi olarak görülmüyorsa ya da mitoloji, bu temel önerme üzerinden birleştirilemiyorsa o zaman aynı anlama gelmek üzere, Smyrna ve Tantalos, mitologyanın başat çelişkisi haline gelir. Öte yandan, mitolojik çalışmalar için bu titiz gönderme, mitologyanın ana vatanı ile ilgili tartışmaları, kent üzerinden kuramsal hale getirmeyi hedeflediği gibi, mitolojinin anavatanına “Smyrna’ya” güçlü bir giriş olarak da düşünülebilinir.
(Azra ERHAT’ın derlediği Mitoloji Sözlüğünde geçen Tantalos maddesi, bizim öne sürdüğümüz tezleri, güçlü bir şekilde desteklese de adı geçen Tantalos maddesinin önemli mitolojik çelişkiler türetmesine rağmen, Tantalos’u hak ettiği yere oturtmaktan özenle kaçınması en hafif deyimi ile bir zamanlama sorunu olarak görünmektedir.)
Tantalos ile ilgili mitolojinin özellikle karartılmış kısmında Tantalos’u basit bir hırsızlık eyleminde görürüz. Tantalos’un şarabı ve ambrossia yı tanrıların sofrasından çalması, şatafatlı bir ironidir. (Oysa, Tantalos’un tanrılara sunduğu şölende, içecekler arasında şarap listenin başındadır. Şölenin bir yerinde, Tantalos masadan kalkarak Tanrıların yedikleri etin, oğlunun eti olduğunu, tanrıların kulağına fısıldamış olmalı. Tantalos, şölen masasında zeki olduğu kadar kuşkucu ve nükdeci kişiliğini açıkça dışa vurur. Tanrıların zaaflarını alaya alması ile Tantalos, üvey kardeşi Herakles’ten bambaşka bir kişiliğe sahip olduğunu da gösterir.
Ne verilen bu ilginç örnek ne de kısıtlı olanaklarla arkeolojinin kanıtladığı gibi, Smyrna nın eşsiz ve Tanrılara alternatif mimarlık bir anıt olarak kurulması da tanrılarda özellikle de Tanrılar tanrısı Zeus’da, herhangi bir endişeye yol açmadığını kestirebiliyoruz.
Ama ne zaman ki Smyrna’lı Tantalos, örgüt ustası oğlu Pelops üzerinden (ki Pelops aynı zamanda olimpiyat oyunlarının yaratıcısı ve kurucusudur) Olimpiyat oyunları ile Ege Denizinin iki yakasını birleştirip, meşale ateşini Yunan mitologyasının kıraç topraklarında yaktığında, Olimpos’ta tehlike çanları çalmaya başlamış ve Zeus’un despotik düzeni kökünden sallanmaya başlamıştı.
Kendi yaratısı olan yeni düzende kalıcı olmanın ön koşulu mitologya döneminin üretim tarzıdır. Onun içindir ki, inanç sistemi, bütün sistemin kalbi olmasına rağmen hem Tantalos hem de Smyrna’nın en zayıf ve en güçlü yanını bu inanç sistemi oluşturur. İlginç olduğu kadar, kişilikli Niobe üzerinden Kybele’nin ana tanrıça olarak resmiyet kazanması kesin olarak Tanrılar düzeninin sonunu hazırladığı kadar iktidarı elde tutmanın da bir aracı olmuştur.
Smyrna’nın yeni düzeninde ruhani ve sportif, mimari ve astronomi ve en sonunda “eşitlikçi” ekonomik ilişkileri ile devresini tamamlamış ve Tanrılar düzeninin karşısına alternatif bir düzen olarak çıkmış Yunan mitologyasını da örgütleyerek Tanrılarla savaşa hazır hale gelmiştir.
Aslında bütün hikaye, Tanrılar düzenin örümcek bağlamış köhne yapısı ile yeni olduğu kadar halkçı ve eşitlikçi bir “Smyrna Düzeni” arasında ki mutlak kaçınılmaz çatışmaya dayanmaktadır.
Tanrıların, eski olduğu kadar kibirli ve insanlık düşmanı düzenlerini, korumak için gösterdikleri üstün çaba, korkuları ile karşıtlarının eşit bir içkinliğe dönüşü, üretim ilişkileri ve dönemin bütün ilkelliği yeni düzeni boğmaya yetti. Kuşkusuz, bu savaşın sonucunda, Tantalos ve dolayısıyla Smyrna’lıların kişiliğine biçilen ceza olarak “Tantalos İşkencesi’nden” bakarsak, en az Troya kadar gerçekçi bir efsane görürüz.
Oğul Pelops’un yazgısı ile ilgili kimi mitolojik ayrıntılar mevcut olsa da, kızı Niobe günümüz Manisa’sında ağlayan kaya olarak Kybele’nin yanı başında varlığını sürdürürken, Tantalos, mitolojik kaderi ile baş başa kalmıştır.
Yine de yurttaşı Homeros’un hüzünlü bir biçimde resmettiği Tantalos söylencesinde önemli bir ayrıntı göze çarpmaktadır; Tantalos işkencesi biçimsel olarak, sanki yıllar sonra stilize edilmiş, çarmıhdaki Hz.İsa betimlemesi ile neredeyse birebir aynıdır.
Bir kent; Smynra, Tanrılar tarafından yağmalanarak yok edildi.
Bir halk; Smyrnalılar, Tanrılarla giriştikleri savaşta yok edildiler
Bir Kral; Tantalos, lanetli işkencesi ile yaşamaya devam ediyor.
Son olarak;
Tantalos yaşadığı dönemde Mitologya çağlarının Spartaküsüdür.!!!!!