bugün spor salonundaki ekranda sylvester stallone'nin bir filmi açıktı. "galip gibi kaybetmek, mağlup gibi kazanmaktan iyidir" dedi.
kesinlikle.
mağlup gibi kazananlar, kavgamızdan sevdamıza hayatı kirletenler. nazımın, ellerini örümceğe benzettiği adamlar.
ekmeğimizi çaldılar. kadınımızı kandırdılar.
hesap günü o büyük nefretimizi kusacağız.
şu lağım boku tayfası bana kalırsa dua etsinler de, tanrı, bahsettiği o kıyametini bizim aracılığımızla koparmasın.
bu nefreti ancak kan dindirir artık.
28 Aralık 2010 Salı
9 Aralık 2010 Perşembe
saçlarım biraz daha kısa. çok az ama. sonra buz gibi soğuk bir ankara gecesi. sarı turuncu arası sokak lambası. üzerimde bir gömlek ya da bir tunik. siyah ya da beyaz bilemedim şimdi. ayaklarım sırılsıklam olsun. golf ayakkabıları suya dayanıklı değil. cümle kuramayacak kadar sarhoş olayım. tekila olsun bunun sebebi. sonra bir şekilde o sokakta o ışığın altında, beyaz bir geceliğin üzerine attığın bordo ya da lacivert, yine bilemedim rengini, bir şalla çık karşıma. başımı hafifçe sola eğeyim yandan. gözlerim yıkılsın senden ve alkolden. tenim bembeyaz soğuktan.
sadece elimi uzatıp sakız likörü vereyim sana. sonra silikleşip kaybolayım. önce kokla ve ardından iç. ısın. keskin bir anason kokusu gelsin burnuna. açık maviliğin ortasında, koyu yeşil makiler ve bunların arasına gizlenmiş mavi pencereli, pembe sardunyalı, mor begonyalı beyaz kirece boyalı evler belirsin zihninde. o gece o sokak ortasında bunları düşün. kederli çalan buzukiyi dinle. zeybek oynayan bir yerlerden gözünün ısırdığı o çocuğu izle.
sakız sebebi olsun bunların.
sadece elimi uzatıp sakız likörü vereyim sana. sonra silikleşip kaybolayım. önce kokla ve ardından iç. ısın. keskin bir anason kokusu gelsin burnuna. açık maviliğin ortasında, koyu yeşil makiler ve bunların arasına gizlenmiş mavi pencereli, pembe sardunyalı, mor begonyalı beyaz kirece boyalı evler belirsin zihninde. o gece o sokak ortasında bunları düşün. kederli çalan buzukiyi dinle. zeybek oynayan bir yerlerden gözünün ısırdığı o çocuğu izle.
sakız sebebi olsun bunların.
4 Aralık 2010 Cumartesi
diş hekimi olucak kendini bilmez çocuğa,
bilirsin ne kadar sevdiğimi seni, mutsuzluğunu istemem asla. benim hikayeyi de bilirsin. rumen atasözü vardı ya hani "atlar köpekler istedi diye ölmez" işte bizim hikayede canını okudular o atların iyi bilirsin.
normalde yazmazdım bu yazıyı şişede durduğu gibi durmuyor meret. 2 hafta sonra alkol aldım. benim için rekor. 1 hafta sonra nikotin girdi kanıma. biz çocuklarla uğraşıyoruz. düşünsene şu izmirin bir tarafına parmak attık biz. ama bizim yaşadıklarımızı hayalinde göremeyeceklerle mücadele etmek zorundayız. hayır bizim muhattabımız, dengimiz değil dedik bu ezikler. bırakmadılar yakamızı. ortada bir meydan varsa. karşıda kanlarına susadığımız itler varsa biz de kaçmayız o meydandan, geri vites yapmayız bilirsin. ama artık sevgimizle nefretimizin birbirine karıştığını da bilirsin. her alkolde teselli aradığımızda nefretimizin kinimizin coştuğunu falan...
hani yılbaşı planları yaplıyor ya şimdi, geçen sene de yapmıştık seninle, satan bendim galiba. 1 gece de. bu sene yok öyle bir şey diyemiyeceğim emin değilim kendimden kardeşim.
şunu biliyorum ki, 2011den 1 dakika geçerse şu arkadaşsız, kesinlikle sileceğim defterden. söz sana, ne kadar ıslak bakarsa baksın. ne kadar acındırırsa acındırsın kendini, ne kadar özlersem özleyim, mühtehzi bir sırıtışla geçti borun pazarı diyeceğim. tüm kutsal değerlerim üzerine yemin ediyorum ki senin huzurunda, yoksun artık, defol git diyeceğim. hani şu ben izmirdeyken senin yanında olan miş gibi yapmak zorunda kalarak sevdiğini kanıtlamaya çalıştığın aslında kendini kandırdığın, izmirde, büyükşehirde yaşasa maymuna dönücek olan herifin yanına.
okumaya meraklı olan olan her çocuğun yaptığı şeydir. büyüklerin kitaplarını okumaya çalışmak.
orhan pamuk'un kar'ını 10 yaşımdayken okudum. ne anladın demeyin anladım çok şey. siyasal islamla orham pamuk'un deyimiyle "marksist kürt milliyetçileri" arasına sıkışmış hayatları mesela. hani 21. yy kürdistanını örneğin.
doğan cüceloğlunun "savaşçı" kitabı da böyle okuduğum kitaplardındır. evdekiler okudu diye okudum. ve o zamandan beri nefret ettim miş gibi yaşayanlardan. risk alamadığı için, bazı şeylerden vazgeçemediği için, zamanında bazı şeyleri ciddiye almadığı için, şimdi seviyormuş gibi, hoşlanıyormuş gibi yaşayan birine tutuldum sonra. allah belamı versin.
sözlükte yazar olsam, anatomi bilmeden bileğini kesmeye kalkan gerizekalılar diye başlık açarım. salaklar üstteki damarları arter zannedip kesiyorlar. hayır 15 yaşımdayken ben de yaptım ve sonra yerin 2 m altında gidicek bir yer olmadığını fark edip bir daha da asla vazgeçmedim yaşamaktan. yaşamaktan vazgeçmenin, mücadeleden kaçmak olduğunu kavradım bir devrimci olarak. hadi ben bunu 15 yaşımdayken yaptım 20 kusur yaşında bunu yapıp bununla prim yapan maymunlar var. ne kadar uzun süre nefes aldığın değil, ne kadar çok şey yaşadığın önemlidir. bunlar, bu kadar reziller işte.
senin hikayene gelirsek, hadi bu kepazeleri siktir et. sana ne oluyor be kardeşim. o beş dikişli bileğin benim canımı nasıl yaktı biliyor musun? sana bir şey olsa, o diş hekimi olucak insanlara şu izmiri dar etmez miyim? şu an sakince oturuyorsam yerimde, senin sakın canberk demendir. ama bil ki bir daha senin kılına zarar geldiğini duyarsam, dünyayı başlarına yıkarım o kaltakların.
bilirsin ne kadar sevdiğimi seni, mutsuzluğunu istemem asla. benim hikayeyi de bilirsin. rumen atasözü vardı ya hani "atlar köpekler istedi diye ölmez" işte bizim hikayede canını okudular o atların iyi bilirsin.
normalde yazmazdım bu yazıyı şişede durduğu gibi durmuyor meret. 2 hafta sonra alkol aldım. benim için rekor. 1 hafta sonra nikotin girdi kanıma. biz çocuklarla uğraşıyoruz. düşünsene şu izmirin bir tarafına parmak attık biz. ama bizim yaşadıklarımızı hayalinde göremeyeceklerle mücadele etmek zorundayız. hayır bizim muhattabımız, dengimiz değil dedik bu ezikler. bırakmadılar yakamızı. ortada bir meydan varsa. karşıda kanlarına susadığımız itler varsa biz de kaçmayız o meydandan, geri vites yapmayız bilirsin. ama artık sevgimizle nefretimizin birbirine karıştığını da bilirsin. her alkolde teselli aradığımızda nefretimizin kinimizin coştuğunu falan...
hani yılbaşı planları yaplıyor ya şimdi, geçen sene de yapmıştık seninle, satan bendim galiba. 1 gece de. bu sene yok öyle bir şey diyemiyeceğim emin değilim kendimden kardeşim.
şunu biliyorum ki, 2011den 1 dakika geçerse şu arkadaşsız, kesinlikle sileceğim defterden. söz sana, ne kadar ıslak bakarsa baksın. ne kadar acındırırsa acındırsın kendini, ne kadar özlersem özleyim, mühtehzi bir sırıtışla geçti borun pazarı diyeceğim. tüm kutsal değerlerim üzerine yemin ediyorum ki senin huzurunda, yoksun artık, defol git diyeceğim. hani şu ben izmirdeyken senin yanında olan miş gibi yapmak zorunda kalarak sevdiğini kanıtlamaya çalıştığın aslında kendini kandırdığın, izmirde, büyükşehirde yaşasa maymuna dönücek olan herifin yanına.
okumaya meraklı olan olan her çocuğun yaptığı şeydir. büyüklerin kitaplarını okumaya çalışmak.
orhan pamuk'un kar'ını 10 yaşımdayken okudum. ne anladın demeyin anladım çok şey. siyasal islamla orham pamuk'un deyimiyle "marksist kürt milliyetçileri" arasına sıkışmış hayatları mesela. hani 21. yy kürdistanını örneğin.
doğan cüceloğlunun "savaşçı" kitabı da böyle okuduğum kitaplardındır. evdekiler okudu diye okudum. ve o zamandan beri nefret ettim miş gibi yaşayanlardan. risk alamadığı için, bazı şeylerden vazgeçemediği için, zamanında bazı şeyleri ciddiye almadığı için, şimdi seviyormuş gibi, hoşlanıyormuş gibi yaşayan birine tutuldum sonra. allah belamı versin.
sözlükte yazar olsam, anatomi bilmeden bileğini kesmeye kalkan gerizekalılar diye başlık açarım. salaklar üstteki damarları arter zannedip kesiyorlar. hayır 15 yaşımdayken ben de yaptım ve sonra yerin 2 m altında gidicek bir yer olmadığını fark edip bir daha da asla vazgeçmedim yaşamaktan. yaşamaktan vazgeçmenin, mücadeleden kaçmak olduğunu kavradım bir devrimci olarak. hadi ben bunu 15 yaşımdayken yaptım 20 kusur yaşında bunu yapıp bununla prim yapan maymunlar var. ne kadar uzun süre nefes aldığın değil, ne kadar çok şey yaşadığın önemlidir. bunlar, bu kadar reziller işte.
senin hikayene gelirsek, hadi bu kepazeleri siktir et. sana ne oluyor be kardeşim. o beş dikişli bileğin benim canımı nasıl yaktı biliyor musun? sana bir şey olsa, o diş hekimi olucak insanlara şu izmiri dar etmez miyim? şu an sakince oturuyorsam yerimde, senin sakın canberk demendir. ama bil ki bir daha senin kılına zarar geldiğini duyarsam, dünyayı başlarına yıkarım o kaltakların.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)