23 Mart 2010 Salı

?

özlemin sınırı nedir? bedenin, ruhun ne kadar büyük bir ayrılığı kaldırabilir. yılların tiryakisi, günlerce sigaradan uzak kalsa, vücudu nasıl işkence yaparsa ona, öyle arzuladığın zaman yüzünü görmeyi, sesini duymayı ne kadar dayanabilirsin? artar mı, daha fazla şiddetlenir mi? yok mudur son raddesi? olsa bile o noktadan sonra ne olur? ölüm değil ki bu, doğanın yasası, Tanrının takdiri diyerek kabullenesin. ciğerimin köşesi diyerek türküler söylediğin gidince, ve bilirken, onun da en az senin kadar özlediğini seni, ama ayrıntılar ayrıntılar ayrıntılar... şimdi nefes alamıyorum. gülemiyorum, ağlayamıyorum da. şimdi dost bildiğim, içimi ısıtan anılar gelmiyor aklıma, düşman bellediklerim, beni benden soğutan anılar doluşmuş kafamın içine. şimdi benim o kocaman yüreğim yalnızlığın ölmezliği, hasretin bitmezliğiyle kavruluyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder