aylar sonra saçma bir sebepten üzüldüm yine bugün. ilk olarak deli gibi üzüldüğümü ağlamak istediğimi fark edince sevindim aslında. ne zamandır yaşamamıştım bu duyguyu dedim. mazoşizmin doruklarında, beynim tüm sadistliğiyle saçma sapan komplolar kurup iyice diplere batırdı beni. sonra bu konuya dair eski nötrlüğümü katbettiğim için, yine üzülüp sevinmeye başladığımı fark edince ve günün birinde bu durumun bugünkünden çok daha fazla canımı yakıcağını fark ettiğim için tekrar bunalımlara girdim. gece bir zamanlar teselli edebilen dost tavsiyelerinin pek bir tesirde bulunmadığını anlayıp iyice çöktüm.
aslında şu an ilaç gibi gelicek o kadar çok şey var ki bana. ve ben hep durdurdum kendimi. zaman ve mekandan bağımsız olarak kendimi kayıtsız olarak bırakabilceğim hiç bir dost ya da sevgilinin geçmediğini düşündüm hayatımdan. bu çok boktan bir şey. gerçi kaç kişi sahiptir ki bu şansa. ama herkesin yaşamında böyle biri olmalı.
paulo coelho'nun o ilk 50 sayfasında ne kadar boktan bir yazarmış dediğim zahir denilen romanındaki yazar heriften ve karısından nefret ediyorum. bu karakterlerin mantalitesine sahip olduğunu düşündüğüm paulo coelhodan da (ismininin sonundaki eki kesme işaretiyle ayırmamam kendi çapımda ona yaptığım ve haz aldığım saygısızlığın ürünüdür) nefret ettim. insanları sentetik ilişkilere özendirmekten başka bir şey yok ilk 50 sayfada.
18. yüzyılın romantizmini özlüyorum. pek kendime yakın bulmasam da 70lerin hippilerinin samimiyetini ve naifliğini arıyorum. amerikan beat kuşağının bizde ki temsilcisi ilan ettiğim orhan veli'nin dönemini istiyorum.
sonra bu çılgın pazar ve onun medeniyetinden kaçtığımı düşlüyorum. adam smith'in beyninin ulaşamadığı bir ülke ya da bir ada. tek başıma uzamış sakallarım ve yanmış tenimle, o tepkili tepkisizliğimi yaşamak istiyorum.
sonra eğer tek başıma kaçarsam bunun bir yenilgi olacağını düşünüyorum, eğer beni tamamlayan, rehabilite eden biri de olursa yanımda o sürgünü muzaffer bir edayla yaşayacağımı tahmin ediyorum. neden diye sormayın, mantıklı bir sebebi yok.
ama bununla bağlantılı olarak hep düşünmüşümdür; ulen ecevit sen rahşanı da almışsın yanına niye o hayalini kurduğun küçük çiftlik evine yerleşmedin de bu pisliğin içine attın kendini. kendini düşünmedin bari sevdiğini düşün.
bir insan 21 yaşında yorulup ne haliniz varsa görün dememeli bir dünyaya. şimdi şefkatli bir kadın kucağında hüngür hüngür ağlayasım var.
artık canım bir şey yazmak istemiyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder