dedemi kaybedeli tam 1 sene oldu bugün. (saat 12yi geçtiği için dün) 20 şubat 2010 da hastaneden çıktıktan sonra ilk defa yıkanmak istedi. kendi ellerimle yıkadım onu. o gece 21 şubatın ilk saatlerinde kaybettik. gemi kalkmadan limandan, yolcuyu ellerimle temizledim, hazırladım onu ebediyete.
cengiz aytmatov'un bir romanında (yanlış hatırlamıyorsam gülsarıydı) yaşlı bir atın muhteşem bir tasviri vardır. o betimleme gelmişti o gün dedemi yıkarken aklıma. bir zamanlar içinden hayat fışkıran bir beden sanki benim vücudumdan ellerim aracılığıyla onunkine akan bir bilinmez enerjiyle soluk alabiliyordu.
ailemde kendimi en çok ona benzetmişimdir. benim gibi müthiş duygusal bir tipti. kendi çerçevesinde gayet açık görüşlü biriydi. bir de yakışıklıymış (tabi ben yetişemedim o dönemine).
eski insandı, ataerkildi. 5 torunundan en büyüğü ve tek erkek olanı bendim ve bunun ayrıcalığını hep hissettirdi bana.
gezmeyi çok severdi. türkiyede gitmediği yer pek azdı. bir yunan adaları macerası var, tam komedi.
gençken yaptıkları anlatılırdı hep. yakışıklı ve bulunduğu çevre içinde görece daha varlıklı bir adamın yaptığı hınzırlıklar.
hayatında hiç askere gitmemiş. eline bir kere bile silah almamış. 18 yaşına kadar bulgaristan da kırcaaliye bağlı bir türk köyünde yaşamış. sonra göç. son güne kadar köyünü görmek istedi hep. şimdi bizimle hiç bir bağı kalmamış olan, izini kaybettiğimiz uzak akrabalarımızdan bahseder ve bir kırcaaliye gitse, orda krallar gibi karşılanacağını anlatırdı. beraber gideceğiz derdi bana, sen ayağa kalk ben götüreceğim derdim.
son 7 yılını yalnız yaşadı. yalnızlığın nasıl bir bela olduğunu dedemden bilirim. gece onda kalmam için gözümün içine bakardı. kalırdım. bazen de kalmazdım. keşkeler...
sigara ekmek su gibiydi onun için.
tıbba girdiğini gördüm doktorluğunu zaten göremem, bir gün önlüğünle gel beyaz önlükle göreyim demişti.
onun açısından, 60 yıl önce hiç bir malı mülkü olmadan, cebinde parası olmadan geldiği, sonrasında dışlandığı, hor görüldüğü bir ülkede tutunmak, bir aile kurmak, o ailenin dallanıp budaklandığını görmek büyük bir keyifti, bunu konuşmalarında hissettirirdi hep.
kendi kuşağındakilere göre farklı bir ihtiyardı o, severdim dedemi.
huzurla uyusun.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder