19 Mayıs 2011 Perşembe

"kaybedenler kulübü"yle ilgili yazılmış en muhteşem pasaj; kafkanın nihilizmiyle bizim, ortasınıf şımarıklığını karşılaştırmış.

"Bir tarafta ezen ezilen gerçekliği; diğer tarafta kazanan kaybeden gerilimi tabii ki. Baltalığın kendisini sorgulayanlarla bir baltaya sap olamadık diye yakınanlar…

Bir tarafta uzlaşmazlık, diğer tarafta “kahretsin, tiksiniyoruz ama giyiniyoruz hocam, senin kotun hangi marka?”

Bir tarafta yoksulların, ezilmişlerin ve onların yoksunluğunu ciğerlerinde hissedenlerin hakiki kaygıları; diğer tarafta orta sınıfların, boş vermiş gençlerin, “harabat ehli” gibi yaşayanların ve her tür yoksunluğu alkolle boğanların her şeyi ti’ye almaları…

Bir tarafta Dostoyevski-Musil-Walser-Büchner-Kafka-Benjamin-Canetti-Pavese-Svevo-Bernhard hattı; diğer tarafta “bu ağır abilere hürmetler”le birlikte beat kuşağı-Bukowski-Tarantino hattında, popart, kitsch ve bir “köpük sanatı” olarak sinema."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder