özleyecek miyim bugünleri? her gün okuldan çıkıp o sergi, bu film, şu konser diye koşa koşa zamanı unuttuğumuz günleri. özlerim herhalde. andelipler kesti ötmeyi. oysa aylardır duyuyordum sesini. onu da özlerim belki. ötsün yine her şeye rağmen. şimdi elimde bir katalog, tatil rehberi tarzında bir şey. kahve falımda uzun yolculuk göründü ya hazırlık yapalım şimdiden. ama öncesinde kısa bir yolculuğa ihtiyacım var benim. yanıma ne kitap alıcam ne müzik çalabilecek herhangi bir alet. televizyon da istemiyorum gideceğim yerde, hatta alkol ve sigara da olmasın mümkünse. irademe hakim olabilir miyim?
bu zevkli koşuşturma mutluluk katıyor biraz hayatıma. anlayarak incelediğim her tabloda, sorulan zor bir matematik sorusunu çözmüş ilkokul öğrencisi huzuru doluyor içime. yazdığım öyküyü alkışlayan, tanımadığım eller biçimlendiriyor bu aralar beni. geceleri yatağımda tatlı bir yorgunluk var.
neyse dönelim tekrar şu ana. evdekiler olur deseler, sırt çantam ve beyaz önlüğüm, beni bekleyen maceraya kulaç atsam. planı yapalım yine de. şu şehirde mola, dönüşte emri vaki bir uzatma dakikaları. dilimi eğip büküp üzerindeki kahvenin tortusuyla oynuyorum. bir cesaret gitmem lazım, yakıp gemileri. köprüleri yıkmam lazım. geride ne kalmış umursamadan. dilimde o eski şarkı büyük bir neşeyle mırıldanmalıyım uzaklaşırken: one way ticket...
belki beni çağıran şehrin kafelerinde otururken özlemem kimseyi. bıraktığım evde beni büyüten iki insan gelmez mesela aklıma, gözlerim dolmaz ne mükemmel insanlarmış onlar derken. ya da ne bileyim, uzak bir kentteki eski bir dost ya da yitik bir sevgilinin kederiyle duman kaplamaz yüzümü. rakıyı özlerim en çok. geceleri menevişleyen egeyi. sergilerden oyunlara kahve kokulu ağzımızla koşuştururken içimize işleyen sıcak sokaklarını bir de akdenizli şehrimin. en çok da andeliplerin sesini...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder