osman abi ölmüş. kaldırıma çıkarken ayağı tökezlemiş ve başını yere vurarak ölmüş. polis sokak köpeklerinin ölülerini bile daha özenli kaldırıyor sokaklardan. öyle yakalım gitsin şuracıkta tutumunu takınmışlar cenazeye.
yunan hükümetinin verdiği süre sona ermiş. çocuklar serbest bırakılamamış. 55 bin avroyu dünya toparlayamamış.
ülkemin hükümeti ankarada vicdani red hükümlüsüne destek amacıyla basın açıklaması yapan 2 genci tutuklamış. bizim de basın açıklaması istemiş canımız.
alsancak stadını yıkıp alış veriş merkezi yapma projeleri varmış. bunu duyunca boğazımız düğümlenmiş.
osman abi, dersanemizin önünde yaşayan bir şarapçıydı. makine mühendisi olduğu söylenirdi. ya ufacık çadırında yatardı ya da siloların önündeki yaya geçidinde, kaldırımda çöker duvara yaslanırdı. çok sigaramı paylaştım onunla. o kara sigaralardan versene dediğini unutmam, karanfilli djarumumu isterken. şarap parası verdiğim de olurdu arada, benim pagos kardeşim. öss ve dersane denilen işkence yöntemlerinin küçük bedenlerimize ve masum ruhlarımıza acımasızca uygulandığı dönemlerde, benim gözümde sistemden yakasını kurtarmışlığın simgesiydi osman abi. ölmüş. ilk gençlik anılarımdan biri oldu artık. osman abi bütün alsancak oldu artık.
arkadaşları polis kurşunuyla öldü diye ayaklandı ya yunan gençliği, anarşistler yine saçmaladılar tabi her yerde olduğu gibi. aslında yapıcı bir isyan olabilecekken, yunan halkını iyice soğuttu sol değerlerden. neyse bu asi gençlerden bazılarını tutukladı yunanistan hükümeti. gençler; ırkçılığa, seksizme, sömürüye isyan ediyorlardı. yani desteklemek gerekti bu çocukları ama yolları yol değil, çıkmaz sokaktı. ama bu ışıl ışıl beyinlere sahip arkadaşlara sırtımızı dönmek olmazdı. hayatlarının baharında hapishane soğukluğuyla karşılaşmamalıydılar. ama karşılaştılar. yunanistan 55 bin avro istedi. batı avrupalı zengin anarşistler ne halt yediler bilmiyorum ama bizimkiler uğraştılar fakat toplayamadılar o kadar. süre dolmuş. suyun öte yanında, sardunyayı zincirlediler bir kez daha.
ankarada vicdani retçi bir öğrenci tutuklanıp hüküm giymiş. bunu desteklemek için 2 öğrenci basın açıklaması yapmak istemiş fakat bunlarda tutuklanmışlar. öldürmeyi redddetmek suç değildir efendiler. bu akıllı, zeki delikanlılar sizin para kasalarınız ağırlaşsın diye, sevgililerinin elini bırakıp ölmeye gitmezler. kendileri gibi sömürülen, aynı kadere mahkum edilmek istenen yoldaşlarına kurşun sıkmazlar. faşist ordularınızın, kana susamış generalleri, bu çocukları süremezler piyon niyetine cepheye kardeşlerini öldürmeleri için. baskı uygularsanız bu çocuklara, çoğalırlar. korktuğunuzdan da çok olurlar. ankarada copla vurduğunuz bedenin elleri, izmirde sıkar boğazınızı bu hafta sonu olacağı gibi.
yıkıcaklarmış alsancak stadını. kaç kuşağın futbol ve tribün kültürüyle tanıştığı, izmirin o mütevazi futbol mabedini yıkıcaklarmış. göztepelisi, karşıyakalısı, altaylısı... hepsinin gözleri yaşlanmış bunu duyunca. milli maçların bile birleştiremediği, izmirin ezeli rakiplerinin taraftarları, buna karşı çıkmak için birleşecekmiş.
sokağa çıkıyoruz bu hafta sonu. osman abiyi anacağız. ellerimizde temsili pagos şişeleri... can babanın şiirleriyle yürüyeceğiz. sokaklarda yaşayan bir abimizi, martılar ki sokak çocuklarıdır denizin dizeleriyle uğurlayacağız. o sırada kordonda uçmayacak martılar. hepsi tünecek gündoğdu meydanına, sükunetle uğurlayacaklar yoldaş osmanı. çocukluğuma bağlayan ipler kesiliyor demiştim, havuzlu parkımın yıkıldığını anlatmıştım. ilk gençlik yıllarımın filmi çekilse, (kim niye çeksin ayrı bir soru da) fragmanda görünecek birini kaybettik şimdi de. ona layık görülen muameleyle yandı içimiz. bir hafta da bu kadar kayıp verdim. bir dönem mi bitiyor nedir? içimdeki o deli dolu çocuk can çekişiyor. sokaktayız bu haftasonu, komşuda haklı öfkesini yanlış yollardan gösteren çocukların kaderine ağıt yakacağız. kendi çocuklarımıza saldıran üniformalı köpeklerin hesabını soracağız. rant kavgasına alsancak stadını yıkmayı göze alan belediyelere, müteahhitlere, delikanlıysanız çıkın karşımıza diyeceğiz. bir şehrin spor hafızasını yok etmeye çalışanlara öfkemizi kusacağız. kısacası sokaktayız cumartesi günü. sokağın kalbindeyiz. hayatın sahibinin sırça köşklerdekiler, fildişi kulelerdekiler, ultra güvenli uzay mimarisiyle yapılmış, çevreden yalıtılmış sitelerdekiler değil, sokaktakiler olduğunu göstereceğiz bir kez daha. tüm bu birikmiş isyanlar osman abiyle vücut bulacak, bir şehrin kalbindeki bir semt bu isyanlarla renklenecek. necip fazıl'dan bir dizeyle bitirelim:
"bana düşmez sıcak bir kucakta can vermek,
ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum."
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSil